Zor olan bir şey varsa oda insanın en büyük rakibi kendisidir. Kendisi derken acaba kimden bahsediyoruz? Zihin mi, akıl mı, beden mi? Son zamanlarda dinlediğim bir podcastte şöyle bir şeyden bahsediyor; senden bağımsız hareket eden vücudun otomatik şekilde çalışıyor mesela sen herhangi bir komut vermiyorsun tüm kimyasalları salgılıyor, kalbin atıyor, her an nefes alıyorsun ve çoğu zaman farkında değilsin. Durum böyleyken bu vücudu, bedeni sen yapmamışken nasıl benim veya kendim diyebiliyorsun ki, cidden bana ait olan bir şey mi? İnsan düşünmeden yapamıyor. Öte yandan tabiata bakıyorsun işleyen bir düzen var , çiçekler açıyor, ağaçlar büyüyor, mevsimler gelip geçiyor. Baktığımızda tüm bu kainatlar otomatik işlev içinde kendi halinde gelişiyor hiç bir şeye müdahale etmeden.. Ağaç mı istiyor büyümeyi veya döllenmeyi? Orada da bağımsız bir işleyiş var tıpkı bizim vücudumuz gibi. Ne tuhaf değil mi böylesine büyük bir şeyin parçasıyız ve çoğumuz farkında bile değiliz. İçim acıyor, insanlar çok kör ve duyarsız. Hepimiz uyuşmuş vaziyetteyiz sanki gözümüze biri perde çekmiş… Gözlemlerim sonucu kimse hiçbir şeyi merak etmiyor, çoğu ilgi alanlarımız bile dönemin popülerliğine ve sosyal mecralara göre belirleniyor, biz de bunlara göre odağımızı çeviriyoruz .
Futbol, vücut geliştirme, siyaset, son dönemlerde popüler olmuş diziler, çokca anlamsız tv programları ve başkalarının hayatları.. Bunlar eğer varsa oda bir şey. Aslında dün akşamki sohbetimde arkadaşlarıma yönelttiğim soru üzerine bir kez daha acı içinde , buruk bir ifadeyle ah çektim. Sorumsa aslında isyan edercesine “Hiç mi ilgi duyduğunuz ve merak ettiğiniz bir şey yok mu?” yanıt sizinde tahmin ettiğiniz hatta ve hatta bizzat kendinizinde aynı cevabı vermekle müzdarip olduğunuz koca bir “yok” veya az önce bahsettiğim genel kitlenin uyduğu cevaplar. İnsan kendini nasıl yalnız hissetmesin, insan bu yaşananlara nasılda hayrete düşmesin ve en kötüsüde ne biliyor musunuz durup bakıp kendinizi sorgulamanız ve ya daha da kötüsü bizzat bu düzene uyum sağlamaya çalışmanız, şahsen son zamanlarda yaşadığım durumum, vaziyetim…
Sürüden değilsen dışlanırsın. Düşünsenize 1000 tane kara koyunun içinde 2-3 tane beyaz koyun olduğunuzu yada düzeltiyorum 1000 tane beyaz koyunun içinde 2-3 kara koyun olduğunuzu, nasıl dışlanacağınızı veya bir müddet sonra onlara nasıl uyum sağlayacağınızı. Sonra kendinizi nasıl sorgulayacağınızı…
Geçmiş yaşamlarda biliyoruz ki.. Beyaz insanların siyahi insanları nasıl köleleştirdiğini onlara zulmettiklerini, en kötüsüde kendilerinde bu hakkı gördüklerini daha da acısı bu insanlardan kendilerini üstün gördüklerini ammaan Allahım… Neyse toparlamak gerekirse en büyük mücadelem kendimle…


Bir yanıt yazın